Subscribe Us

div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">

ARATOS FELSEFE DERGİSİNİN 104. SAYISI ÇIKTI


 

Tarsus’ta yayınlanan Aratos felsefe, kültür ve sanat dergisinin 104. sayısı çıktı. Gazeteci Uğur Pişmanlık’ın yayınladığı ve adını Antik Çağ’da yaşamış Tarsuslu filozoftan Aratos alan derginin, 104. sayısının konu ve yazarları şöyle: Tarsus Tarihinin En Kalıcı Şahitliği Yapmaya Devam Etmektir (Ali Çatal), Çizgiyle/Felsefe Karikatürleri (Selçuk Erdem), Kahvehane (Nazmi Bayrı), Bizi Yarınlara Götür (Cemile Cereb), Amanos Dağları ve Etrafında Erana (Kadın Ana) Uygarlığı (İbrahim Çenet), Salgınların Tarihi İnsanlık Tarihidir (Doç. Dr. Ali İhsan Ökten), Bize Yutturulan ‘Kutsal Devlet’ Nemenem Şeydir? (Ali Özenç Çağlar), Semih Balcıoğlu'nun Kaleminden Karikatürist Necati Abacı (Semih Balcıoğlu), Felsefe Kenti Tarsus ve Kent Kimliği (Uğur Pişmanlık), 2022’nin “Aratos Yılı” Olması İçin Görüş Bildiren Sanatçı ve Akademisyenler (Prof. Dr. Aytül Kasaboğlu/Ayça Öztorun), Bir Mevsimlik (Mi) Bu Sömürü? (Cihan Ağaya) Antik Dünyanın Çehresini Değiştiren İskender Çukurova’da (Ahmet Ünal), Yeni Bir Cumhuriyete Doğru: Kültür Raporu (Dayanışma Meclisi/ Kültür Komisyonu).

Aratos dergisi Yayın Kurulu üyesi Türkolog Ali Çatal, “Tarsus Tarihinin En Kalıcı Şahitliği Yapmaya Devam Etmektir” başlıklı sunuş yazısında, şair Edip Cansever’in, “İnsan yaşadığı yere benzer/O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer” dizelerinden yola çıkarak,Kendime sormadan edemiyorum: Peki benim büyüdüğüm yer, Tarsus, neye benziyor ki ben ona benzeyeyim?” diyerek şunları söylüyor, “Tarsus deyince bugün insanların aklına envai çeşit düşünce gelebilir ama biz Aratos’un ışığından bakınca memleketimize; geçmişiyle bağ kuran, hayatın zenginliklerini tarihinde taşıyan bu kenti görüyoruz. İyi ki de böyle bir pencere açıyoruz bugün isminde Aratos yazan dergimizle. Bugün inatla Tarsus’u aydınlanma birikimiyle buluşturmak çalışmak, bu emeğin parçası olmak şairin de söylediği gibi “toprağını iten çiçek”e benzetilemez mi? İşte bu iradenin parçası olmak neye benzediğimin de bir yanıtı oluyor bir bakıma. Belki araştırmalar, akademik çalışmalar yapılabilir bu kentin üzerinde, ki Uğur Pişmanlık bu bağlamda hayatını adıyor bir kente, ancak benim gördüğüm Tarsus’tan ve Aratos’tan bahsetmek istiyorum. Hem Tarsus hem Aratos Dergisi bugün nereye oturmaktadır?

Tarih, bugünle bağını kurmadığımız sürece kilerde bekleyen tozlu bir şeye dönüşmüyor mu, zaman zaman elimize aldığımız, geçmişin nostaljisinde dolanırken bugünden sıyrıldığımız bir araç oluvermiyor mu? İşte bu nostaljik anma halinden sıyrılabilmenin anahtarı bence Aratos. Nasıl mı? Tarihi kanlı canlı yaşatabilmenin yolu, onun bugünle bağını kurarak geleceğe aktarmaktan geçiyor. Aratos dergisine bakınca bu misyonu görüyorum. Nasıl ki Antik Tarsus, İskenderiye-Hatay-Bergama- Atina arasında bir köprü kurmuşsa Aratos Dergisi de bugün adını aldığı filozofun doğduğu topraklardaki insanlarına tarihsel geçmişi, kültürel zenginliğini hatırlatarak bugünüyle ve geçmişiyle arasında köprü kuruyor.

Aratos Felsefe Okullarını, Aratos Dergisi etrafında dünyayı anlamaya, anlamlandırmaya çalışan insanların emeğini göreceğinden kuşku duymamaktayım. Tarsus’un birikimine katkıdır bu. Edip Cansever ile başlamıştık onunla bitirelim o halde; “dağılmış pazar yerlerine benzeyen memleket”imizin şu günlerinde her zamanki gibi sormaya, sorgulamaya aşılanan cesareti besleyelim ve bu iradenin parçası olalım.

 

Yorum Gönder

0 Yorumlar